Tarihinin verdiği özellikle Kahraman Türk Ulusunun yeniden dirilmesine öncülük eden ilçemiz milli Mücadeleye katkıları dolayısıyla 24 Eylül 1924 tarihinde Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün;

"Muhterem Havza'lılar!
İlk cüreti, ilk cesareti gösteren,
ilk teşkilatı yapan sizlersiniz.
İnkılap ve Cumhuriyet Tarihinde
Kahraman Havza'nın ve Havza'lıların büyük bir yeri vardır."

diyerek onurlandırdığı,ulusumuzun bütün dünyaya yeniden kahramanlığını ve vatan sevgisini gösterdiği "İlk Kıvılcım"ın atıldığı yerdir. Ülke menfaatlerine duyarlı halkı, insan sevgisinin yoğunlaştığı anlayışıyla Anadolu’nun tarihine özdeş  Karadeniz’in en şirin ilçelerinden bir tanesidir.

Havza Kaplıcalarında Şifa yap oldum. M.Kemal ATATÜRK

Şifalı Kaplıca suları, muhteşem doğal ve tarihi manzaraları, Karadeniz’i dünyaya bağlayan karayolu üzerinde bulunan yerleşim alanı ve halkının misafirperverliğiyle Türkiye mozaiklerinden oluşan yüreği asırlardır Anadolu’nun hoşgörü ve sevgi rüzgarıyla yoğrulmuş şehridir.
Havzalılar bütün bu özellikleriyle birlikte, özlerinde varolan tarih bilincini gururla taşıyarak 25 Mayıs 1919 da Atatürk ve silah arkadaşlarının, kahraman Türk ulusunun ve askerinin gösterdikleri azmi, cesareti, özveriyi Havza Atatürk Evi Müzesinde sergilemektedir. Bu bilinci teneffüs etmek, tarihimizin Kahramanlıklarla dolu destanlarını yakından tanımak, doğal şifalı kaplıca sularında sağlık bulmak için Havzayı mutlaka ziyaret edin.

 

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA KARARGAHI (ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ)

Daha önce Belediye İtfaiye Amirliği’nce kullanılan zemin kat, bu birimin kendi binasına taşınmasından sonra restore edilen bina Kaymakamlıkça Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’ne tahsis edilerek hem kaplıcalarda kalan “Turistler”için bir zaman değerlendirme ortamı haline getirilerek yabancılarında ülkemizi ziyaretinde bu yüce vatanın topraklarının ne zorluklarla kazanıldığını ve  bu uğurda yapılan çalışmaların neler olduğunu görüp gezme imkanı bulmaları yönünden, hem de Halk Eğitim Kurslarını bitiren kursiyerlere “el emeği göz nuru” eserlerini  sergileme ve pazarlama imkanı vermiştir. İkinci katta; Atatürk’ün çalışma odası, yatak odası, Havza odası  ve dinlenme odası o dönemde kullanılan eşyalarla yeniden düzenlenmiştir. Üçüncü katta ; Milli mücadelenin ön hazırlıklarının yapıldığı illere hitaben Amasya, Sivas, Erzurum ve Ankara odaları düzenlenmiştir. Bu odalarda o dönemlerde yapılan çalışmalar resim ve yazılarla yansıtılmıştır. Ayrıca iki katın salonlarında etnoğrafik (tarihi) ve folklorik (geleneksel) malzemeler teşhir edilmektedir.

Yeni haliyle büyük ilgi gören Atatürk evi yerli turistlerin yanında, özellikle ülkeye dışarıdan gelen misafirler tarafından sıkça ziyaret edilmektedir. Müzede mevcut bulunan ziyaret defteri incelendiğinde üst düzey devlet bilim adamları ile sanatçıların sıkça ziyaret edenler arasında bulundukları görülür. Müze ilçe protokolünce değişik nedenlerle ziyaret edilir. Ayrıca şuanda Ata’nın gerçek görünümüne ait mumyadan yapılmış bir heykeli Atatürk Evi’nde sergilenmekte ve ziyarete gelen yerli ve yabancı turistler tarafından ilgiyle karşılanmaktadır.

 

Yukarıda ayrıntıları verildiği üzere M. Kemal Paşa kendine ayrılan Ali Baba’nın Mesudiye Oteline yerleşmiş ve burada 25 Mayıs’ tan 13 Haziran ‘a kadar kalmıştır. Paşa otelin yalnız orta katında yemeğini yemiş burada istirahat etmiş, burada yatmış ve kabullerini burada yapmış olduğu söylense de o zamanların Mahmut Ağa Zade Bayram Efendi’ nin gelini Hayrünisa Hanımın kayınpederlerinden naklettirdiklerine göre; Atatürk Havza da kaldığı 18 gün boyunca Mesudiye Otelini genellikle çalışma bürosu olarak kullanmış, burada ancak birkaç kez sabahlayarak diğer günler sürekli Ali Osman Ağa Zadelerin konağında ağırlanmıştır .Atatürk’ün  Mesudiye Otelinde konakladığı süre için otele ücret olarak ödenen miktar 150TL’ dir.Bu ücreti Üsteğmen Uşaklı Basri Bey tarafından ödendiği iddia edilmektedir.

 

 

 

TARİHİ KAPLICA EVLERİ

Vatandaşlar tarafından tecrübeyle ve doktor raporu ile şifalı olduğu ispatlanan kaplıcalar, yurt genelinde tanınmaktadır. Öte yandan Büyük Atatürk de 25 Mayıs - 13 Haziran 1919 tarihlerinde kaldığı Havza’da  kaplıcalara muntazam devam etmiş ve 24 Eylül 1924 tarihinde Havza’ ya  ikinci defa teşrifleri sırasında kaplıcalardan şifa bulduğunu belirtmiştir. Son yıllarda yapılan sıcak su sondaj kuyularının açılması ile yeni kaynaklar bulunmuş ve tesisler nitelik ve nicelik olarak daha uygun şartlarda hizmet verir olmuşlardır
                                                                                
              Büyük Hamam (Kızgözü-Aslanağzı): Çeşitli eserlerden hamamın Romalılar tarafından yapılmış olduğu, yapılış tarzı bakımından (Yalkız Darz Mimarisi) Selçuklu eserlerine benzemektedir.
             Bu hamam “Lisanı Nas” da Sazi (Şadi) Paşa hamamı veya Sultan Mesut hamamı da denmektedir. Vakıf kayıtlarına göre hicri 655 miladi 1256 yılında Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından inşa edildiği yazılıdır. Hamamın Şadi Paşa tarafından vakfedildiği bilinmektedir. Dış ve iç yapısı bakımından çok gösterişli ve zarif olmayan hamamın üstünde bir büyük kubbe, iki küçük kubbe mevcut olup, içinde altı köşeli büyük, dört köşeli küçük bir havuz bulunmakta, altı kurna ve halvetten meydana gelmektedir. Hamamın Aslanağzı denilen büyük kurnasının sağında bir sütun bulunmakta, buraya “Kız Gözü “ denilmektedir. Hikayesi ise şöyle rivayet olmaktadır;
             Zamanında üç güzel genç kız hamamda yıkanırken zorbalar tarafından baskın yapılır. Bu kötü niyetli insanlar karşısında çaresiz kalan kızlar, feryat ederek Allah’a yalvarırlar:
-Yarabbi bizi ya kuş yap, yada taş....bu insanlara teslim etme.
Duaları kabul olur ve iki kız, kuş olup uçar, diğeri ise taş taş kesilir banyonun köşesinde yaşlı bir heykel gibi kalır. Sütun üzerindeki oluğa, kızın gözleri olarak kabul edilen oyuklardan akan su damlacıkları bu kızcağızın göz yaşları diye nitelendirilmektedir. Günümüzde halen damlamaya devam etmekte olan bu su damlacıklarının oluşumu ise, toplanan su buharının özel bir sistemle su haline dönüştürülerek köşelerden banyoya damlaması şeklinde  yorumlanmaktadır. O günden bu güne kadar efsane dilden dile, nesilden nesile anlatıla gelmiştir. Kaplıcanın ve özellikle kız  gözünün kutsallığına inanan insanlar buraya gelir, kurban keser, mum yakar, dileklerinin   kabul olması için dua eder, banyolarını yapıp giderler.
    
              Küçük Hamam: Büyük hamamın bitişiğinde bulunur. Büyük hamama yapı bakımından hiç benzemez. 1429 yılında Yörgüç (Yangıç) Paşazade Mustafa Bey tarafından erkeklerin yıkanması için yaptırılmış ve 1436 tarihinde vakfedilmiştir.
          Bu hamam da görünüş ve iç yapı itibariyle pek şirin değildir. Bir büyük, bir küçük kubbe altına yerleşmiş olup, sekiz köşeli ufak bir havuz ile iki kurnadan mevcuttur. Tarihi özelliklerini taşıyacak şekilde tamiratı yapılan hamam halen erkeklere hizmet vermektedir.

              Maarif Hamamı: 1890 tarihinde II. Abdülhamit’in son Dahiliye Nazırı Mazmun Paşazade Memduh Paşa Sivas Valisi iken hamamı inşaa ettirmiştir. Memduh Paşa ile Havza eşrafından Mahmut Çonoğlu arasında anlaşmazlık olmuş, bu nedenle Mahmut Ağa Alucra kasabasına sürgün edilmiş, Memduh Paşa ölünce kızı ile Mahmut Ağa anlaşmışlar ve hamamın geliri maarif hizmetlerinde kullanılmak üzere tahsis edilmiş ve bu nedenle de hamamın adı Maarif hamamı olarak kalmıştır.
          Daha sonra belediyeye geçen hamam ve üzerindeki ahşap otel birkaç kez tamir edilmiştir. 1951 yılında otel tamamen yıkılıp yeniden yapılarak hizmete sunulmuştur. 1970 yılında otel bölümü yeniden inşa edilmiş ve bugünkü şekle getirilmiştir. Maarif hamamına doğrudan doğruya yoldan ve merdivenle otelden girilebilir. Hamamın soyunma yerleri ve bir büyük havuzu, hususi banyo kurnaları mevcuttur. Günümüzde Maarif hamamı gündüz bayanlara, gece erkeklere olmak üzere 60 yataklı oteli ve hususi banyoları ile hizmet vermektedir.